GÜNDEM

EDEBİYAT

İsmail Isparta’nın ikinci öykü kitabı çıktı. Ancak ondan önce birinci öykü kitabını baştan sona bir güzel okumak ve görmek gerek.

Isparta, 1983 Kayseri, Develi doğumlu. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirmiş. Öyküleri İtibar, Hece Öykü, Aşkar gibi dergilerde yayınlanmış. Halen de İtibar’da öykülerini okumaya devam ediyoruz.

İlk kitabı 2014’te İz Yayıncılıktan çıktı: Gergin Bir Ay.

İsmail Isparta’nın bu ilk kitabı bundan sonra öykü evreninin hangi katmanlarında dolaşacağını bütün ipuçlarını veriyor. Güncelden tarihi bir meseleye kadar uzanıyor kalemi.

İlk kitapta konularla birlikte üslup da temayüz ediyor. Ondaki duru anlatım öykülerin akışını ve akıcılığını sağlıyor. Duru üslup bir yazar için temel unsurdur. Mustafa Kutlu da, Sait Faik de, Rasim Özdenören de, Sabahattin Ali de, Ahmet Hamdi Tanpınar da öncelikle üsluplarıyla yaşamıyor mu?

İsmail Isparta’nın Gergin Bir Yay adlı ilk kitabının ilk öyküsü Düş Vadileri adını taşıyor. Simurg hikayesini güncelleyen yazar, vadiler boyunca yaşananları canlı bir dille anlatıyor. Hikaye sonu itibariyle asıl Simurg’a benzemiyor zira Düş Vadilerinin kahramanlarından hiçbiri iyi bir sona ulaşmıyor.

Bitmeyen Bir Filmin Hikayesi ise Habil ve Kabil kıssasını yaşanan o andan bugüne getirmeyi ustalıkla başarıyor. İsmail Isparta hikayesinin bundan sonraki serüveni için bu hikayenin hem tema hem de üslup bakımından bir zemin oluşturacağını söylemek mümkün. Habil ve Kabil’in o anı bugün bir başka kahramanda gün yüzüne çıkıyor. Tarihi bir tema yeniden ela alınıp güncel kahramanlarla birleştirilip hem güncellik hem de tarihi olay bugünün insanına iç içe sunuluyor.

Kirli Beyaz hikayesi ise derin bir güncel arka plan barındırıyor. Beyaz Türkler karşısında hayatta bir yer edinen kahramanımız kendini hakir gören beyaza karşı okkalı bir cevap veriyor.

Mağara Adamı adlı öykü de modern insanın arayışını ama bulamayışını anlatıyor. Arka planının modern temanın ve mizahi dilin doldurduğu öyküde kahraman bütün çabasına rağmen modern hayat dilini öğrenmeyi ve konuşmayı başaramıyor, hikayenin sonunda bir anlamda asıl kimliğine dönerek kendini buluyor.

İsmail Isparta genç ve esnek kalemiyle duyuş ve sesleniş arasında kurulmuş köprüyü işaret ediyor. Okuru fantastiğin evreninde dolaştırmasını da biliyor, güncele şahitlik ettirmesini de. Mizah, acıları kanırtmaya değil acının da vurduğu bir hüzünle tebessüme ayarlı.

İkinci kitabı da çıkan İsmail Isparta, edebiyatımızda kendi öyküsünü oluşturmayı başarmış görünüyor.   

 

 

Tweetle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsim *

E-Posta *

İnternet Sitesi

Yorum