GÜNDEM

GÜNDEM

Fatih Muhammet Atasever yazdı.

                                                                                                         Hasta para toplumu bozar.
                                                                                                               İktisatçı Mustafa Özel
 

İnsan, sınırlandırılmakla insandır. Din, yasa, vicdan. İçerimde ahlak yasası demişti Sökeli. Din ve vicdanı ayrı ayrı veya yan yana anmak isteyenleri yormamak için bu şekilde dizdim. O üç kelimede soluklanıp geçiniz.

İnsan sınırlandırılmadığında, eylemleri sonunda bir ceza ile karşılaşmayacağına kani olduğunda, içindeki animal spirits ister istemez ortaya çıkar. Şairin dediği bahisle, hayvanına binip gidebilenler. Gitmek derdi onu boğanlar ya da. İçerimdeki animal spirits. İçerindeki. Keynes buna nefs dese, ortalığı bu kadar karıştırmayacaktı belki de.

İnsanın bilgi ile mücehhez hale gelmesi ancak insanı içerisinden dışarısına çıkaracaktır. Musahhar demek daha mı doğru olur bilemiyorum. Bilginin bizi sınırlandırması. (Zapt etmesi, yönlendirmesi, düşünmeye icbar etmesi vs. anlamında alınacaktır. ) Hayvanımıza binme antrenmanları yaptırması bağlamında.

Ben düşündüm de, Sarı'nın mezarına gitsek, birlikte.. yani hep beraber.. şarap da aldım.. iyi olur diye düşündüm...

Zihnimde bazı şeyleri çarpıştırmayı sevdiğim için; Derviş Zaim’in Sarı’sı ile bu Platin Sarısı’nı karşılıklı oturttum. Konuşup anlaşsınlar için değil şüphesiz.

Fakat bu Platin’in mezarına nasıl gidilecek? Bence, bizim asıl sorumuz budur. Tabutta Röveşata konusunda mahir olan Sarı bizim insanımızdır. Mecbur gidilecek mezarına. Platine de mecbur gidilecek, bilakis bizim insanımız olmadığı için. Onun gereğince.

İki açıda birleştirmek istiyorum yukarıdakileri. Sadece bilgi veya sadece hamiyet (Yoğun olarak cansiperane atılganlık içerir.) yeterli midir? İkincisinin yalnız başına yetmeyeceğini ifade etmek kolayına söylenecek bir şey değildir. Ah eski hamiyetler dememek için; yalnızca hamiyetin bilgi ile mücehhez olmasının gerekliliğinden bahsedelim.

Şimdinin hamiyeti, bizi fiziksel bir istiladan kurtarmaya kâfi geliyor. Gördük, işittik, iman ettik. 15 Temmuz denen ruhun ne menem bir ululuk olduğunu bildik. Sinik, evinden çıkmaya aciz, bir duruş gerektiğinde eciş bücüş dedikleri ruh çıkageldi. Kendini gösterdi. Daha çok kendinden menkul olduğunu elbette. Gösterdi.

İstila ekonomik, sosyal vs. olduğunda bu çeşit bir hamiyet yeterli olmuyor ne yazık ki. Bilgi ile mücehhez olmak zorunluluğumuz var. Düşmanın silahı ile derseniz, amenna derim.

Rahip konusu etrafında memlekete bir savaş açıldı geçen gün. Uzun sürecek bir savaş. Ortada bırakıp yağmalamak üzerine tasarlanmış bir savaş. Diz çöktürmek üzerine. Bizim çoğunca mukabelelerimiz; “Dolar ile yaşamadım ki beddollarla öleyim, Artık işte toprağa dönebiliriz, Herkes dolarlarını bozdursun mümkünse yaksın, Onların doları varsa bizim Allah’ımız vardır” şeklinde sıralandı. Bağlamdan koparınca; bizim Allah’ımızın olduğu ve onların doları olduğu ne kadar doğru. Bağlamda anınca ne kadar yanlış. Böyle deyince 2009 yılından bu yana döviz geliri olmadığı halde döviz borçlanan şirketlerin borçları silinip gidecek mi?

“Sadece hamiyetli” insanlar, ne lazımsa yapalım, zor durumdaki iş yerleri için gerekirse gelip koli taşıyalım ağbi diyorlar. Samimiyetlerinden zerrece şüphem yok. Fakat meselemiz koli taşıyarak, telefonların başında durarak çözülecek bir durumda değil. Çünkü telefonun diğer tarafındaki ihtar çekmek üzere arıyor ne yazık ki.

Bahsetmezsem, bunun derdi de beni boğar. Bir de hamiyetsiz bilgi durumu var. Tepeden tırnağa bilgili koca koca profesörler: “Bizi kimse dinlemiyor, Muhatap bulamıyoruz, Ekonomik model sanırım Y= C+I+G+(X-M) vs.” deyip mızmızlanıyorlar. Muhatap bulamıyoruz demek ne kadar hamiyetsiz, ne kadar umursamaz.

Siz hamiyetsiz bilgili büyükler, oturduğunuz yerden, sosyal medyadan ekonomik politik değerlendirmeler yapacağınız yerde kalkıp neden bu ateşin nasıl söndürüleceğine kafa yormuyorsunuz? Pek Saygıdeğer Profesörler! Neden kendinizi dinletmiyorsunuz da (Bunun yolunu ben size öğretecek değilim. Hiçbir toplantıya çağrılmamış, hiçbir taltife mazhar olmamışsınız, konuşmuş ama dinlenmemişsiniz. Peki, kendi evinizi savunmak için destur mu beklersiniz. O hâlde beklemeyiniz.) bakın gördünüz mü, ben demiştim demek için pusuda izlenimi veriyorsunuz kendinize. Bırakınız efendim, onu kahvehanede Ahmet Amca yapsın.

Platin’in pervasız küstahlığını alıntıladım aşağıda:

                                      

Önceden, gizliden ne vardıysa açık açık saçıp döktü ortaya. Kur çılgınca yükselince, diğer ülkelere görece çok ucuz bir ülke haline gelmiş olduk. Çin’e de ekstra gümrük vergisi koyulduğu için Türkiye olağandışı şekilde rakipsiz kalacaktı. Fakat Mister Platin elini artırıp bize de ekstra gümrük vergisi koydu. Adamın nasıl gözünü kararttığını göstermek adına FED faiz artımıyla ilgili söylediği cümleleri hatırlatmakta yarar var: “I don’t like all of this work that we’re putting into the economy and then I see rates going up, I am not happy about it.” FED’in faiz artırarak doların değerlendirmesinden ciddi rahatsız olan Trump zayıf yani ihracatta rekabetçi bir dolar istiyor. Tüm yayıp ettiği, çekildiği ticaret anlaşmaları, koyduğu ekstra vergiler vs. doların zayıf olması amacına dönük. Fakat bizi tehdit ederken “our very strong dollar” diyor Platin. Animal spirits’in işlenmemiş bir hâli.

Soruya döneyim: Platin’in mezarına nasıl gidilecek?

Çiçekle, şarapla mı; duayla, güllü yasinle mi? Aslına bakarsanız mezarına nasıl gittiğimizin hiçbir önemi yok. Fikir olarak, ekonomik olarak, askeri olarak mezarda olması yeter. Buna çalışmanın yolu yordamı nedir? Biz, düz adamlar olarak Amerikalı değilim nasıl diyeceğiz? Neleri satın almayı bırakacağız, hangi konforu terk edeceğiz? Akşamları evsizlere çorba dağıtma fikri kadar da mı bir şey gelmiyor aklımıza?

Hamiyetli bilgi nerdesin iki gözümün çiçeği?

 

“Hareket geçmek nedir, neye karşılık gelir?” sorusunu, sorulmadan cevaplayan iki örnek koyuyorum aşağıya. 
Yol Haritası 1. Aşhane İle Evsizlere Akşam Çorbalaması Belgeseli: https://www.youtube.com/watch?v=Tun3E8rmu6A. Ne muazzam bir çabadır bu. Biz hep şunlarla set çektik gözümüze. Çok yazık, sokaktaki insanlar için bir şey yapabilsek keşke. İçim parçalanıyor. Ağbi fırsat olsa tek tek yardımlarına koşarım var ya. Küçücük çocuklar var, anlıyor musun? Allah’ım sokakta olanlara yardım et! Biz paralel evrende bunları deyip dururken; adamlar kalkmış arabaya çorba doldurup kalplerini gitmişler sokaktakilerin. Hem de her gün. Ne muazzam.
Yol Haritası 2. İstiklâl Marşı Derneği'nin Tüketim Kooperatifi "PAZAR OLA" açıldı. http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Yazi.aspx?YID=1477&KID=69

 
*Görsel, 1996 yapımı bir Derviş Zaim filmi olan Tabutta Röveşata’dan. Merhum Sarı’nın mezarı.

 

Tweetle

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsim *

E-Posta *

İnternet Sitesi

Yorum