GÜNDEM

...

TÜM YAZARLAR

Nadir Aşçı > Ant Meselesi

Tweetle

Ant Meselesi

Aslında mesele edilecek bir şey değil…

Şurdan başlayayım… İlkokul öğretmeniyim… Yıllarca bu ant meselesinin tam merkezinde yer aldım… Siyah önlüklü ilkokul öğrenciliğimi de işin içine katarsak bu konu hakkında söz hakkım birikmiş bulunuyor.

Öğrenci iken idrak edecek durumda değildik fakat mesleğe adım attığım 99 yılından itibaren, çocukların okul kapısı önünde sıraya dizilip, bir öğrencinin önderliğinde aynı şeyi her gün boyunca tekrar etmesi bana her daim saçma sapan bir ritüel olarak gelmişti. Çünkü o metnin içinde olan şeyler, sadece okul denilen kurumda öğrenilecek, okul sınırları içinde muhafaza edilecek şeyler değildi. Türk olmak, doğru olmak, çalışkan olmak, büyüklere saygılı, küçüklere sevgi dolu olmak dediğimiz temel ilkeler, çocukların okula gelinceye kadar öğrendiği ya da öğrenmesi gereken şeylerdi. Bunu her sabah çocuklara tekrar tekrar söyletmekte ne gibi bir kazanç olabilirdi…

Bundan beş yıl önce, bu öğrenci andının kaldırılması ile ilgili bir çalışma olduğundan habersiz, sosyal medyaya tek bir cümle yazmıştım. Kaldırın artık şu andımızı… Ardından başıma neler geldiğini tahmin edersiniz. Başta, ilkokuldan beri biriktirdiğim bütün okul arkadaşlarım olmakla birlikte, tanıdığım tanımadığım birçok kişi, ağır hakaretler eşliğinde sözler sarf etti bana karşı. Orhun Anıtları’nın öneminden tutun da Gazi Mustafa Kemal’in ne kadar eşsiz bir devlet adamı olduğuna kadar birçok söz dizimi sökün etti ekranda… Oysa söylediğim şey çok basit bir cümle idi. Kaldırın artık şu andımızı… Bırakın Orhun Anıtları’nı, Gazi Mustafa Kemal’i, niçin kaldırılmasına dair en ufak bir söz söylememiştim daha. Şu bir gerçekti… O gün bana karşı bir taarruzda bulunanlar, her ne kadar farklı fraksiyon, cemiyet ve teşkilatlanmalardan geliyor olsalar da, hepsinin ortak özellikleri koyu bir Türkçü olmalarıydı. Bu koyu Türkçülük meselesine daha evvelki birkaç yazıda değindiğim için, daha fazla açma gereği duymuyorum. Sanırım zaten anlaşılmıştır ne demek istediğim…

O günden birkaç ay sonra andımız yürürlükten kaldırıldı.

Oysa benim ant itirazım, o koyu Türkçü akımın ısrarla yüklemeye çalıştıkları anlam gibi, Türk ya da Türklük vurgusuna karşı bir refleks değildi. Üstelik onlara, “benim annem de başörtülü” türünden bir çocuksulukla Oğuz boyundan geldiğimi, ilk gençlik yıllarımın Ülkü Ocakları yapılanması içinde geçtiğini, bu yüzden millî kimlik kavramına hiç de uzak olmadığımı anlatma gereği bile duymadım. Çünkü karşınızda sizin ne dediğiniz önemsemeyen, kendi dediklerini size dikte etmeye çalışan bir güruh vardı. Ant kaldırıldıktan sonra, ısrarla öğrencileri okulda sıraya sokup, onları sırayla içeri almaya devam eden okul müdürüne ısrarla itiraz ettiğimi bilselerdi, benim ant itirazımın nereden kaynaklandığını anlayacaklardı.

Gelelim bugüne. Türkiye’de daha tam olarak oturmamış olan, tam kurtulduk derken yeniden hortlayan işgüzar kurumlar vasıtasıyla ant meselesi tekrar gündemdeki yerini aldı. Danıştay’ın öğrenci andı çıkışı bütün taşları yerinden oynatmaya yetti. Ant meselesinden bağımsız olarak söylüyorum. Neler oluyor tam kestiremesek de, birileri yine işleyen bir düzenin içine müdahale etmeye başladı. Hayra alamet işler değil. Bu ayrı bir mevzu olarak kalsın böyle. Sıcaklığını kaybetmeden biz ant üzerinden devam edelim. Ant tekrar okutulacak diye bir sevince gark olanların hiçbirinin bu sevinçlerinde bir samimiyet görmüyorum açıkçası. Bu anlamsız ve gereksiz ritüeli, içinde Türk lafzı geçiyor diye kutsamaları, kahir ekseriyetinin, bizim anladığımız Türk ile sorunlu olmalarından kaynaklanıyor. Bize göre olan Türksüzlüklerini en kolay biçimde, ant içindeki bu Türk kavramıyla örtebiliyorlar çünkü.

Türkiye’de Türk aleyhine iş yapan bütün Türkler’in, yalan söyleyen, tembel olan, büyükleri saymayan, küçükleri sevmeyen herkesin, her sabah aynı andı içerek güne başladıklarını düşünürsek mesele biraz daha vuzuha kavuşur. Ant içerek olmuyor bazı şeyler. Güzelim demekle güzel olunmadığı gibi.

Hukuktan anlamam. Süreç nasıl bitecek bilmiyorum ama tahminim öğrenci andı tekrar okullara geri dönmeyecek. Hatırlayın, Danıştay, ileri saat uygulamasını da iptal etmişti fakat uygulamaya bir çözüm bulundu. Oysa o ileri saat uygulaması da, iktidarın on altı yıl boyunca yaptığı en güzel işlerden biriydi. Tam burada Ahmet Haşim’in Müslüman Saati adlı makalesine müracaat edilebilir. Bu hususu da daha fazla açmayı düşünmüyorum…

Peki ne öyleyse bu ant alevi? Dedim ya, birileri bu ant ve Türklük üzerinden yine bize kefen biçmeye çalışıyor kanımca…Eğer bu birileri, iktidar kanadından birileri ise kötü…

YAZARLAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsim *

E-Posta *

İnternet Sitesi

Yorum