GÜNDEM

...

TÜM YAZARLAR

Recep Terler > Ayasofya’nın İkinci Fethi

Tweetle

Ayasofya’nın İkinci Fethi

Ayasofya’nın ikinci kez fethedilmesi, bugün milletimize, havadan, sudan, gıdadan, ekonomiden, sanattan daha gereklidir.

Sözü burada bölelim. Mevzuyu, gündeme ilişkin mevziden takip edelim.

Ne zaman, ‘Ayasofya ibadete açılacak’ sözleri yayılsa, birileri hemen ‘seçim yatırımı’ olduğunu söylüyor. Bu sözlerin ‘Ayasofya davamıza’ bir faydası yok, aksine, belki de zararı var.

Ayasofya Câmii, seçimin olmadığı bir tarihte açılsa bile (ki bu ülkede her zaman seçim var, her dönem seçime yakın), birileri elbet bir ‘kulp’ takacaktır. Bırakalım, bari Ayasofya Câmii açılsın.

Ayasofya, ‘cami’ olarak ibadete açılsın, açanlar niyetlerine, biz açılışına bakalım. Ayasofya’nın açıldığına şükredelim. Ameller niyetlere göredir; niyetler de insana değil Allah’a göre.

Tam da bu noktada, Ayasofya Câmi Eğitim ve Kültür Derneği (Ayader) Genel Başkanı Harun Bobuş’un geçenlerde söylediği bir söze kulak verelim; “Ayasofya, seçim malzemesi yapılmayacak kadar büyük bir mânâya sahiptir. Ayasofya öyle açılmaz.”

Ayrıca hatırlatalım, 24 Mayıs 2015 tarihinde, Adem Özköse’nin öncülüğünde, İhsan Şenocak’ın da katılımıyla Büyük Ayasofya Yürüyüşü gerçekleştirildi. Ümmet, Pazar günü öğle namazında Sultanahmet’i doldurup, ardından Ayasofya’ya yürüdü. Hem de hiçbir parti, dernek, vakıf ya da cemaatin logosu olmadan, bayrağı dalgalanmadan. Dalgalanan bir tek bayrak vardı, onunda üzerinde ‘La ilahe illallah Muhammeden Resulullah’ yazıyordu. Bunun neyi ifade ettiğini iliklerimize kadar hissedebiliyor muyuz?

Buraya kadar söylediklerimizin elbette bir mânası vardır.

**

Bugün 29 Mayıs. Ordunun kutlu, Mehmet’in Fâtih, Kostantiniyye’nin İstanbul olmasının 562. yılı. Fethin üzerinden uzun zaman geçmiş, fakat savaş bitmemiştir. Çünkü hâlâ ikinci bir fethe ihtiyaç duyuyoruz.

Neden ikinci bir fetih?

§  İkinci bir fetihle, İslâm’da bulunmak ve buluşmak için. Lâkin bu öyle bir şeydir ki, bir sarmal misali; özümüze döndükçe fetih, fethettikçe özümüze dönüş gerçekleşir. Özümüze dönelim diye.

§  Fâtih’in kılıç hakkı olan, cebinden para harcayarak harabelikten kurtardığı ve vakfettiği Ayasofya, Fâtih’in istediği ve fethin gerektirdiği şekline dönebilsin diye.

§  Fetihle beraber açılan Yeni Çağ gibi, ‘Yeniden İslâm Çağı’ açılsın diye.

§  Müslümanların ilk kıblesi ve Miracın gerçekleştiği yer olan Mescid-i Aksa, Siyonist Yahudi işgalinden kurtarılabilsin diye.

§  Arakanlı Müslüman kardeşlerimiz yurtlarından sürgün edilmesin, refah içinde yaşayabilsinler diye.

§  Doğu Türkistan’daki kandaşlarımız, soydaşlarımız ve dindaşlarımız olan mazlum Uygur halkı, Çin işkencesinden kurtulabilsin diye.

§  Suriye’de yaşanan zulümler, baskılar bir an önce bitsin diye.

§  Mısır’da halkın oyuyla seçilmiş cumhurbaşkanları asılmasın, darbeler olmasın diye.

§  Orta Doğu’da adına vahşilikten, katillikten ve de ‘barbarlık’tan başka bir şey diyemeyeceğimiz o yapay ‘devlet’ bitirilsin diye.

§  Orta Doğu’daki gibi, Afrika’da da aynı yerden kumanda edilen o ‘barbarlar’ bitsin diye.

§  Avrupa’da adına özgürlük denen, fakat insanlığın fıtratına aykırı olan, toplumun çökmesine neden olacak ‘Allahsızlıklar ve ahlaksızlıklar’ durdurulsun diye. (Fransa’daki dans gösterilerini nasıl kaldırttığımızı hatırlayın.)

§  Amerika’nın kapitalistçe, gözü doymaz bir şekilde dünyayı sömürmesi, devletleri ve milletleri birbirine düşürmesi son bulsun diye. 

Daha birçok neden sayabiliriz, sanırım bu kadar sebep bile yeterlidir Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması, ikinci bir fethin gerçekleştirilmesi için. Açılınca / fethedilince bunlar olacak mı diye sormayın, Ayasofya cami olduğunda / Kostantiniyye fetholduğunda dünyada nelerin olduğuna, nelerin olmadığına bir bakın.

Ayasofya Câmii bugün açıldı, üzerimize düşen görevler nelerdir?

Bu sorgulamayı devlet ve millet olarak yapıyor muyuz?

Halısı dahi olmayan Ayasofya’nın nelere ihtiyaç duyduğu konuşulmalı. Ayasofya’nın halısı olmasa da, hâlisi olmalı. Eskiden olduğu gibi, ilim-irfan yuvası yapmak için neler gerekecek onu konuşmalı.

Ayasofya’yı sadece açmak yetmeyecek, yanına Fatih Medresesi’ni de tekrar inşâ edip, hayata döndürmeliyiz. Bu, Ayasofya’yı ve Sultanahmet’i doldurmak isteyenlerin başvurabileceği bir yöntemdir. Bizden söylemesi.

Şimdilik burada bitirelim, belki de haftaya, müjdeli haberlerle birlikte, Ayasofya Câmimiz için üzerimize düşen görevleri ve projelerimizi açıklarız. (Seçim vaatlerine benzedi, lâkin aday değiliz.)

Kim bilir? Allah bilir.

 

Not: Bir umutla bunları yazmıştım ki, Perşembe akşamı Cumhurbaşkanlığından “Ayasofya’nın cami olarak açılacağı iddialarının gerçek dışı olduğu” açıklaması geldi.

Yazıyı değiştirmiyorum, sadece bir söz eklemek istiyorum:

‘Her şeye rağmen’, Allah’ın rızası için, Ayasofya, Kudüs ve ümmet diyecek olan Müslümanlara ihtiyacımız vardır!

YAZARLAR

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsim *

E-Posta *

İnternet Sitesi

Yorum